SEÇİMLER sonrası ırkçı isimlerin ve Türk düşmanlarının katlanarak arttığı AB, Türkiye’yi aptal yerine koyan bir oyun tezgahladı. Türkiye’yi uyarıyormuş gibi yapan Olli, tehdit savurmayı da ihmal etmedi: Ruhban Okulu’nu açın, Rum gemilerine izin verin. Bu sayede ‘müzakereleri gözden geçirme’ riskinden de kurtulabilirsiniz.
Rumlar da dalga geçti
REHN’in açıklaması Rumlara bayram ettirdi: Akdeniz’de petrol ararız. Ne yani, Türk savaş gemileri bize mi saldıracak!
AB küstahlığı sınır tanımıyor
Türkiye’ye tavrı ırkçı isimlerin katılımı sonrası daha da çirkinleşen AB, kriz çıkarıp yeni taviz koparmak için harekete geçti: Ekümenikliği tanıyın, Ruhban Okulu’nu açın, ’müzakereleri gözden geçirme girişimi’nden kurtulun
Haber: Sümeyra YILMAZ
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, “Türkiye’de AB ruhu kaybolmadı. Son birkaç yıldır bir iniş oldu. Ama Türklerin hâlâ AB üyeliğini istediğine inanıyorum” dedi. Brüksel’de bir grup Türk gazeteciyle bir bölümü yazılmak, bir bölümü de yazılmamak kaydıyla yaptığı konuşmada Rehn, Türkiye’de çalışma yaşamını düzenleyen sendika yasasının yetersiz olduğunu, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) standartlarına uymadığını söyledi. Rehn konuşmasında şöyle dedi:
Anayasa’yı değiştirin
“Türkiye’nin temel özgürlükler konusunda ciddi reformlar yapacağına, dini özgürlüklere önem vereceğine inanıyorum. Örneğin Patrik Bartholomeos’un ekümeniklik unvanı ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması sorunlarına olumlu yaklaşacağını umuyoruz. Daha geniş anayasal reformlar yapılması gerekiyor. Bu bağlamda Siyasi Partiler Yasası da değiştirilmelidir.” “Üç-dört yıldır düzenli bir gelişim gösteren müzakerelerde 34 faslın 10’u açılmıştır. Bu da benim için iyi bir sonuçtur. Hükümet bunu ülkedeki iç siyasi sorunlara rağmen başarmıştır. Şimdi iki taraf da müzakerelerde kendilerine düşeni yapmak zorundadır” diye konuşan Rehn, Gümrük Birliği Ek Protokolü’nü TBMM’de onaylamayan, bu çerçevede limanlarını Kıbrıs Rum Kesimi gemilerine açmayan Türkiye’nin, 2009’da bu nedenle karşılaşacağı “müzakereleri gözden geçirme” girişiminden reformlar sayesinde kurtulabileceğini belirtti. Olli Rehn, “Sadece Kıbrıs sorununa yoğunlaşmayı doğru bulmuyorum. Kıbrıs elbette önemli ama AB sürecinin en önemli unsuru demokratik reformlar” dedi.
İki taraf da umutlu
Rehn şunları söyledi: “Bizim bu konudaki beklentimiz açık. Türkiye’nin Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmesini bekliyoruz. Diğer taraftan reformların devam etmesinin altını çiziyoruz. Sadece Kıbrıs’a konsantre olmayı doğru bulmuyorum. Kıbrıs elbette önemli ama reformlar Türkiye’nin katılım sürecinin temel koşuludur.”
Milliyetçilere saldırmıştı
Türkiye’yi müstemleke ülkesi gibi gören Avrupa Birliği, dayatmalarına boyun eğmeyen Milliyetçilere karşı topyekün saldırıya geçmiş, AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, ulusalcılardan duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmişti. AB’nin, meydanı milliyetçilere bırakacağını zannedenlerin yanılacağını söyleyen küstah Rehn, Oxford Üniversitesi’nde yaptığı milliyetçilere kin kustuğu konuşmasında şunları söylemişti: “2005 yazında Fransa ve Hollanda’daki referandumların başarısızlıkla sonuçlanmasına Güneydoğu ve Doğu Avrupa’da en
çok kim keyiflendi dersiniz? Ben söyleyebilirim, Türkiye’deki milliyetçiler, Sırbistan’daki radikaller, Ukrayna’daki gericiler ve Rusya’daki panslavistler. Çünkü daha zayıf bir AB’nin, meydanı milliyetçilik ve otokrasiye terk ederek, yumuşak gücü liberal demokrasiyi komşu bölgelere yansıtamayacağını sandılar.” Konuşmasında AKP hakkında açılan kapatma davasına da değinen Rehn, “AB’nin bu davaya tepkisi reddetmek oldu. Çünkü AB demokrasilerinde siyasi partilerin kapatılma davaları normal değildir. AB Türkiye’de yaşananlara kayıtsız kalamaz” demişti.
ABD desteği yetmez
Olli Rehn geçen hafta ABD’de temaslarda bulunmuştu. AB kaynakları, ABD’nin Türkiye’ye desteğini artırarak sürdürdüğüne dikkat çekerken, “Bu destek Türkiye’nin modernleşmesi için mi yoksa AB içinde bir müttefik görmek istediğinden mi” dedi. Aynı kaynaklar, ABD desteğine dikkat çekerek, “Ama bu yetmez, Türkiye ABD anayasasında da yer bulmuş Kopenhag Kriterleri’ni eksiksiz yerine getirmeli” yorumunu yaptı. Bir AB yetkilisi, Kürt sorunu konusunda siyasi çözüm beklediklerini vurgularken, AB’nin Türkiye’deki tartışmaları hassas bir şekilde izleyip analiz ettiğini vurguladı. AB, ilerleme kaydedilen asker-sivil ilişkilerinde de somut adımlar bekliyor.
Rumlar yine tahrik ediyor
Kıbrıs Rum kesimi, Akdeniz’de yeniden petrol ve doğalgaz çalışmalarına başlayacağını açıklayarak adeta Türkiye’ye meydan okudu. Açıklamayı yapan Rum kesimi Bakanı Antonis Paschalides, Türkiye’nin muhalefetine rağmen Akdeniz’de yeniden petrol ve doğalgaz arayacaklarını belirterek, “Türkiye Avrupa Birliği’ne girmeye çalışırken bu birliğe üye bir devletin haklarını nasıl kısıtlayabilir? Bu araştırmalara nasıl müdahale edecek? ABD keşif gemilerine mi saldıracak?” dedi. Kıbrıs Rum kesimi Akdeniz’de ABD şirketi Noble Energy ile birlikte petrol ve doğalgaz araştırmaları yapıyor.
Türkiye bizi engeleyemez
Türkiye’nin müdahalesi durumunda, bunun AB ile müzakere sürecine olumsuz etkisi olacağı açıklamasını yapan Paschalides ayrıca bu gerginlik nedeniyle Türkiye’nin Brüksel ile arasında geçen enerji müzakerelerine bizzat engel olmaya devam edeceklerini belirtmekten de çekinmedi. Türk savaş gemilerinin keşif gemilerini defalarca taciz ettiğini iddia eden Paschalides bunun araştırmaları yavaşlatmayacağını, yeni planla keşiflere devam etmekte ısrarlı olduklarını açıkladı. Paschalides bölgede petrol ve doğalgaz çalışmalarına engel olması durumunda Türkiye’nin AB ile enerji müzakerelerine set çekeceği tehdidinde de bulundu.
Ruhban Okulu açılamaz, pazarlık konusu yapılamaz
AB, Aralık ayı zirvesi öncesinde Türkiye’ye Kıbrıs’ta yaşanacak sorunların çözümü için dini özgürlükleri referans gösterdi. Türkiye’nin olumsuz etkileri silebilmesi için Patriğe ekümeniklik verilmesi ve Heybeliada Ruhban okulunun açılmasının şart olduğunu Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada söyleyen Olli Rehn’e ise siyasetçilerden sert tepki geldi.
CHP Milletvekili ve Emekli Büyükelçi Onur Öymen:
Anayasaya aykırı
“AB’nin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına rağmen böyle bir formülü ortaya atıyor olması yakışıksız. Türkiye’nin anayasasına aykırı bir adım atması söz konusu olamaz. Anayasaya aykırı bir konuda talepte bulunulamaz. Gerçi şu ana kadar resmi bir açıklama gelmedi, bunları AB çevrelerinden duyuyoruz. Anayasamıza göre özel askeri ve dini okullar açılamıyor. Ancak Rum azınlık özel bir dini okul olarak Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını, aynı zamanda Patrikha
ne’ye bağlı olmasını istiyorlar. Kabul edilmesi mümkün değildir. İstanbul Üniversitesi’ne bağlı olarak açılması çözümünü ortaya koyduk, bunu da Rum azınlık kabul etmiyor. Lozan Antlaşması’na göre azınlık olan Ermeniler, Yahudiler böyle bir talepte bulunmazken Rumların taleplerinin olması ve bunun AB’ye taşınmak istenmesi de ilginçtir. Bu noktada Patrikhaneye taviz verilemeyeceği gibi bunun pazarlık konusu yapılması da söz konusu olamaz.”
CHP Milletvekili İsa Gök:
AKP’nin taviz politikası
“Lozan Anlaşması’nda verilen kararlar üzerinde yeniden pazarlık yapmak dış politika açısından onursuz. Zaten AKP’nin Avrupa Birliği çalışmaları Türkiye’nin lehine değil yalnızca taviz verme. Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle tüm ilişkileri taviz verme üzerine kurulmuş politikaları var. Türkiye’nin Cumhuriyetin kuruluşunda, Lozan Anlaşması’ndan beri elinde olan haklarını, kırmızı çizgilerini AKP çok rahatlıkla peşkeş çekmekte son derece kararlı. AKP iktidarı de
vam ettiği müddetçe de dış politikada, komşularıyla ve dış dünya ile ilişkilerinde asla onurlu, tutarlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 70 milyonunun iyiliğini düşünen bir adımı atması düşünülemez. Lozan Anlaşması’yla konumuna varmış, Cumhuriyetin ilk yıllarında tüm dünya ülkeleriyle anlaşmalara varılmış konuları tekrar gündeme taşıyıp onu sil baştan yapmak ve Türkiye’nin tüm kazanılmış haklarını vermek dış politikadaki anlamıyla onursuzluktur.”
MHP Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu:
Pazarlık dahi edilemez
“Ruhban okulu pazarlık konusu dahi edilemez. Heybeliada Ruhban okulunu açmaya kimsenin gücü yetmez. Limanları açmamak için değil hiçbir şey karşılığında Ruhban okulu açılamaz.
Bazı hassas konular vardır ki pazarlık konusu dahi edilemez. Pazarlık adına bu tür bir konu masaya getirildiği zaman Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin yapacağı tek şey masayı terk etmektir.”